23 Kasım 2012 Cuma

PRF.DR. TURAN YAZGAN HAKKIN RAHMETİNE KUCAK AÇTI

PRF.DR. TURAN YAZGAN HAKKIN RAHMETİNE KUCAK AÇTI

MERHUM TURAN YAZGAN'NIN BELGESLİ'Nİ
İZLEMEK İÇİN ALTAKİ LİNGİ LÜTFEN TIKLAYINIZ
http://www.facebook.com/#!/photo.php?v=4961610164385&set=o.165699270141001&type=3&theater

TÜRK DÜNYASI kavramını ilk kullanan,
TÜRK DÜNYASI ARAŞTIRMALARI VAKFI’nın kurucusu,
hayatını TÜRK DÜNYASI’na adayan,
son anına kadar TÜRK DÜNYASI için yaşayan, çalışan, düşünen,
yüreği TÜRK DÜNYASI, TÜRK DÜNYASI diye çarpan; akıl, gönül ve dava adamı,
TÜRK DÜNYASI’nın bilicisi,
TÜRK DÜNYASI’nın boy boylayıcısı, soy soylayıcısı,
TÜRK DÜNYASI’nın ad koyucusu, yaşayan son Korkut Atası,
TÜRK DÜNYASI’nın aksakalı ;GÜLEN Hanımefendi’nin sevgili eşi, KARAHAN, KORHAN ve KÖZHAN’ın babası,hepimizin hocası;
TURAN’ın yol göstericisi,adı ile müsemma Prof. Dr. TURAN YAZGAN Hocamız Hakkın rahmetine yürümüştür.

 TÜRK DÜNYASI’nın başı sağolsun, yattığı yer nurla dolsun, ALLAH rahmet eylesin.
TURAN YAZGAN BELGESELİ'Nİ İZLEMEK İÇİN AŞAĞIDA'Kİ LİNGİ TUŞLAYINIZ
http://www.facebook.com/photo.php?v=4961610164385&set=o.165699270141001&type=3&theater


PROF. DR. TURAN YAZGAN KİMDİR
.1938 yılında Isparta’nın Eğirdir ilçesinde doğdu.
 .1948’de Eğirdir Zafer İlkokulu’nu,
.1951’de İstanbul Vefa Lisesi orta kısmını,
.1955’de parasız yatılı olarak Kastamonu Lisesi Fen Bölümü’nü pekiyi dereceyle bitirdi.
.1959’da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirdikten sonra askerlik görevini yaptı. İmar ve İskân Bakanlığı Bölge Planlama Daire Başkanlığı’nda “İktisadi Araştırmacı” ve “Bölge Plancısı” unvanlarıyla beş yıl görev yaptı.
.1963’te İtalya’ya, Güney İtalya Bölge Planlaması konusunda staj yapmak üzere gitti..


.1966’da İktisat Fakültesi’ne asistan olarak girdi.
.1967’de “Şehirleşme Açısından Türkiye’de İşgücünün Demografik ve Sosyo-Ekonomik Bünyesi” adlı tezle ve pekiyi derece ile doktorasını yaptı.
.1971’de “Gelir Dağılımı Açısından Sosyal Güvenlik” konulu tezi vererek doçent oldu.
.1977 ve 1978’de Güneydoğu Anadolu Bölgesi Planının Genel Koordinatörlüğü görevini yüklendi. Bölgede yapılan araştırmaları müteakip ortaya çıkan yedi ciltlik Güneydoğu Anadolu Gelişme Planını, Başbakanlık Tarım ve Toprak Reformu Müsteşarlığına sundu.
.1979’da İktisat Fakültesi profesörlüğüne yükseltildi. Üniversite Senato üyeliği, Üniversite Yönetim Kurulu üyeliği ve Anabilim dalı Başkanlığı vazifelerinde bulundu.
.2000 yılında istifa ederek, üniversiteden emekliye ayrılan Prof. Dr. Turan Yazgan, hâlen 1980 yılında kurmuş olduğu Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nın genel başkanlığını yürütmektedir. Türkiye’de ve Türk Dünyasındaki hizmetleri nedeniyle 200’den fazla plaketle ödüllendirilen Turan Yazgan’ın, ayrıca yurtiçi ve yurtdışındaki pek çok üniversiteden verilmiş fahri doktora unvanları bulunmaktadır. Evli, 3 oğul ve 2 torun sahibidir.
22 Kasım 2012 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

ESERLERİ:

Sosyal Güvenlik Açısından Zekat
Turan Yazgan
Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları

Sosyal yardımlar, sosyal güvenlik tarihinin ikinci merhalesinde, tehlikeye uğrayan insanları tehlikelerin zararlarından kurtarmak bakımından çok tesirli rol oynamış müesseselerdir. Esas itibariyle dini mahiyet taşıyan bu yardımlar, yeryüzünde gelmiş geçmiş, tek tanrılı - çok tanrılı dinlerde çok önemli bir yer işgal ederler. Netice itibariyle vasıtalı veya vasıtasız şekilde "ferdi tasarruflar"ın; tehlikeye uğrayan, dolayısıyla "kazanma gücü"nü kaybedip tasarruflarını tüketen açlık ve sefaletle yüzyüze gelmesi mutlak olan diğer fertlere aktarılmasından ibarettirler. Bu aktarma, dini bir emri yerine getirme, merhamet...gibi duygulara dayanmaktadır. Her din, değişik müsseselerle ve değişik şekillerde sosyal yardımların işletilmesini sağlamıştır.
(Kitabın İçinden)

Türkçe
54 s. -- 1. Hamur-- Ciltsiz -- 10.5 x 16 cm
Ankara, 1995
ISBN : 975-389-174-1
54 s., 1. Basım


İktisatçılar için Sosyal Güvenlik Ders Notları
Turan Yazgan
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları

Bu kitap münakaşaları belirli sınırlar içinde tutmaya, çocuklarımıza sosyal güvenlik kavramı vermeye yönelik bir ders kitabıdır. Ders kitaplarının bundan öte bir gayesi olmamalıdır. Çünkü bilgiler başka vasıtalarla da saklanabilir ve her zaman isteyenin karşısında hazır bulundurulabilir. Bundan dolayı kitap, bilhassa ders kitabı bilgi saklamaktan çok insanı düşündürmeye, araştırmaya, bulmaya, çözmeye alıştıran, kısaca beyni geliştirmeye yarayan bir vasıtadır.
(Önsöz)

Türkçe
415 s. -- 1. Hamur-- Ciltsiz -- 16.5 x 24 cm
İstanbul, 1992
ISBN : 975-498-046-2
415 s., 1. Basım


SÖYLEŞİ

Üstatlar konuşuyor
Altan Deliorman, İskender Pala, Kemal Eraslan, Turan Yazgan, Turgut Cansever, Yılmaz Özakpınar
Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları / Çarşamba Sohbetleri Dizisi

Bu eser, altı değerli üstadımızın Fikri birikimlerinin mahsulüdür. Burada işlenen konuların her biri, ayrı bir cilt tutacak değerde malûmatı bir araya getirmiştir.

Okur, her bir sayfada binlerce kitaptan, o kitaplar üzerinde yapılmış nice nice tefekkürden ve uzun yılların engin tecrübelerinden süzülüp gelen eşsiz bilgileri topluca görme ve edinme imkânına kavuşacaktır.

(Arka Kapak) Türkçe
157 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 14 x 20 cm
İstanbul, 2002, 1. Basım
ISBN : 9789757594673

17 Aralık 2010 Cuma

ATATÜRK GİBİ DÜŞÜNÜP ve ÇALIŞALIM YETER.


O DİYORKİ "Ben en zor olanı yapayımda
siz  arkamdan kolayları nasıl olsa yaparsınız."
Atatürk’ün yanında bulunan zamanın genç mühendisi Tahsin Çoşkan; bataklık, burada bir şey yetişmez diye rapor verilen bir araziden Atatürk’ün nasıl yemyeşil bir çiftlik ortaya çıkardığını şöyle anlatıyor: Bir gün Atatürk yanına çağırır; “Gel Tahsin seni bir yere götüreceğim, fikrini almak istiyorum” der. Giderler ve Atatürk’ün gösterdiği yere bakarlar. Burası sivrisinek salgını, hayvan leşlerinin olduğu berbat bataklık bir arazidir. Tahsin Coşkan, “Paşam, hayrola?” der. Atatürk, “Buraya bütün masrafı cebimden olmak üzere bir orman çiftliği yapmak istiyorum” diye cevap verir. “Paşam buranın ıslahı ya sizin paranızı tüketir ya da zamanınızı, neden bukadar mümbit topraklar varken gelip de burayı tecih ettiniz?” der Coşkan. Atatürk’ün cevabı Atatürkçe’dir. Der ki; “ben en zor olanı yapayım da siz arkamdan kolayları nasıl olsa yaparsınız.”
Tahsin Coşkan dayanamaz ısrarını yineler; “Paşam burada hiçbir şey yetişmez, pek uğraşmayın” der. Ama karşısındaki Atatürk’tür, kararını çoktan vermiştir ve uygulamaya koyacaktır. Der ki; “Tahsin buraya ziraatçileri getir ve incele, bana resmi bir yazı getir burasıyla ilgili”.
Biraz sonra Tahsin Coşkan kendi dediği çıktığı için mutlu bir şekilde üzerinde “Burada hiçbirşey yetişmez” yazılı, altında da ziraatçilerin imzasının olduğu bir belgeyi Mustafa Kemal’in önüne koyar. Atatürk biraz mütebbessim okur bu yazıyı. Kalemi alır, bu kağıdın yanına aynen şunları yazar
“Burası vatan toprağıdır, kaderine terk edemeyiz”.
Etmez de. Aynı Sakarya savunması gibi akasya savunmasını ele alır, çam ve köknar dikimini tamamlar. Tarih 25 Mayıs 1933’tür ve Atatürk Çevre kutlaması yapar. Bizim 1980’den sonra kutladığımız günü Atatürk 1933 yılında gerçekleştirir.
Bütün Ankara halkını bedava trenlerle buraya getirir. Ağaçlar boy vermişler, altında dinlenmektedirler, havuz yapılmıştır, çocuklar yüzmektedirler. Hatta bütün masrafı cebinden
 ATATÜRK VE DAVETİLER ÇİFLİKTE ÜRETİLEN SÜTÜ İÇERLERKEN
ödemiştir ama kârı da almamıştır, buraya bir fabrika yaptırmıştır, süt ürünleri üretilmektedir,
herkes yemektedir. Herkes çok mutludur ama en mutlusu Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Atatürk’ün Nebizade adında bir arkadaşı vardır. Bütün bu olanlara bir türlü akıl erdiremez. Kafası karmakarışıktır. Dayanamaz ve sorar: “Paşam senden başka bir tek kişi burada bir ağaç yetişeceğine inanmadı. Peki peki sen nasıl anladın burada orman olacağını?” Atatürk gülümser ve; “Gel Nebizade gel, şimdi anlatayım sana. Hani Tahsin Coşkan’ın burada birşey yetişmez dediği günün akşamı var ya, o akşam tebdili kıyafetle Çankaya’dan kaçtım, buradaki köylülere geldim. Köylüler beni tanımadılar. Köylülere, “Ağalar,” dedim “burada ağaç yetişip yetişmeyeceğini bana en kolay yoldan nasıl ispat edersiniz?” Al dediler bana bir testi su verdiler, bir de kazma kürek. “Kaz orayı iki gün sonra gel biz sana ne olacağını söyleriz”. Ah o iki gün Çankaya’da nasıl geçti bir Allah bilir bir de ben. İki gün sonra gittim testiyi çıkardım, testinin içinde su bitmişti. Boş testiyi köylülere uzattım. Dediler ki bana “Ağa testide su kalmamış, toprak su emiyor, bakma bunun üstünün kurak olduğuna, biraz uğraş burada ne ekersen biçersin.” Ve hani Tahsin Çoşkan’ın o raporu bana getirdiği gün ben çoktan projeye başlamış epey de ilerlemiştim” diyecektir.
Evet tüm dünya devletlerinin kabul ettiği bir dünya lideri olmak öyle kolay değil. Hani Atatürk'ün fikrine en çok karşı çıkan kimdi?  Evet Tahsin COŞKAN dı. O'nu da ATATÜRK oraya müdür tayin etti. İşte burası çok önemli arkadaşlar. LİDERLİK aynı fikirde olmayanı dışlamak değil içeride tutabilmektir . Bu örnek davranış ta bize gösteriyor ki, lider olmak kolay değil. Heleki günümüz de " benim gibi düşünmüyorsun diyerek" kişileri partilerinden ihraçını isteyen, siyasi parti liderlerliğini üstlenen, parti genel başkanlarını düşünür isek
ATATÜRK'Ü DAHA İYİ ANLAMIŞ OLURUZ. 
TEKLİFİM: 25 MAYIS TÜRKİYE'DE
SEVGİ ve SAYGILARIMLA
Ahmet YILMAZER
17 / Aralık / 2010 ANKARA


11 Aralık 2010 Cumartesi

ANKARA'DA KAR YAĞIŞI

ANKARA -BATIKENT'TE  KAR YAĞIŞI  VİDEODAN  İZLE
Balkanlar üzerinden gelen , tüm Yurdumuzu etkileyen ve ani hava sıcaklıklarının düşmesine sebep olan hava yağışları, nihayet Ankara'da yüzünü gösterdi. Günlerdir yağacağı söylenen kar, sabahın ilk saatlerinden itibaren, Başkent Ankara' da yağmaya başladı. 
BATIKENT'TEN  GÖRÜNTÜLER

 Sabah saatlerinde işlerine gitmek için evlerinden çıkanlar yağan karla karşılaştılar. Öğlene doğru dinmesi beklenen kar yağışı, akşam saatlerine doğru tekrar yağması tahmin ediliyor.Başken'te gündüz ( +1 ) dereceye kadar düşeceği tahmin edilen hava sıcaklığı yerini gece ( - ) eksilere bırakacağı uzmanlarca ifade ediliyor. Beklenen ani sıcaklık düşüşlerinin sebep olacağı buzlanma, don olayı, grip gibi  enfeksiyon ve soğuk algınlığı gibi olumsuzluklar ve  soba ve doğal gaz  kaynaklı baca gazı zehirlenmesi, buzlanma ve don olaylarına, karşı tüm  başkentlileri dikkatli  olmaları için uyarır iyi günler dileriz.  SEVGİ ve SAYGILARIMIZLA. 


TÜRK'ÜN SESİ GAZETESİ 

10 Aralık 2010 Cuma

9 Aralık 2010 Perşembe

BAŞLARKEN

MERHABA
Saygıdeğer okuyucular.
TÜRKÜ'ÜN SESİ adını koymuş olduğum blogta, büyük Türk Milletinin KURTULUŞ ve KURULUŞ felsefesi doğrultusunda, TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ düşünce sistemi içerisinde yayın yapılacaktır. Örnek aldığım kişi ATATÜRK ve onun düşünce sistemini ilke kabul etmiş, fikir ve hayat tarzları ile Dünya ve Türkiye kamuoyu'nun yakından tanıdığı mümtaz kişiler olacaktır.
Dünyada ve ülkemizde gelişen bizi direk etkileyen, siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal hayatımızı olumlu -olumsuz etkileri olan olayları, her türlü ön yargıdan uzak yaklaşımla aktaracağım. Olaylar hakkında kişisel görüşümü, düşüncelerimi yorumlarken ve yazarken kalemimin ucunu, vijdanım ve yüksek adalet anlayışım yönlendirecektir.
 Bu ilk yazımı,  * TÜRK'ÜN SESİ GAZETESİ* nin olmazsa olmazlarını yazmak için ayırdım. kaleme alacağım her olayı iyi inceleyip sık dokuyacağım. Bir konu üzerinde BİLGİ sahibi olmadan FİKİR yürütmeyeceğim. Asla olayları saptırmadan doğrudan sizlere aktaracağım. Milletimize yüksek morale ihtiyaç duyduğu bu zamanda, her karanlığın mutlaka bir aydınlığa çıkacağını, ümitsizliğin çare olamayacağını israrla yazacağım. ALDATILAN ve KANDIRILAN İNSANLARI ÖFKESİ KORKUNÇ OLUR inancı ile siz saygıdeğer okuyucularımızı yazılarımla ve diğer çeşitli paylaşımlarımla , aldadıp kandırmayacağım.
Saygıdeğer arkadaşlar, sevgili okuyucular.
Bu duygu ve düşüncelerle şimdilik sizlere hoşça kalın diyor, Cenab-ı Allah ( cc ) tan cümlemize hayırlar getirmesini diliyorum.
Sevgi ve saygılarımla
9/ Aralık /2010 Perşembe